«
  1. Anasayfa
  2. Blockchain
  3. Buz Üzerindeki Akrobat

Buz Üzerindeki Akrobat

resized_2e196-158c5799fed

17 Mart 2022, ABD Merkez Bankası FED’in bir süredir beklenen hamlesini gerçekleştirdiği ve faiz artış kararını açıkladığı tarih oldu.

Hatırlanacağı üzere Mart 2020 tarihinde FED kısa vadeli faizleri sıfır seviyesine revize etmiş, piyasadan büyük miktarlar ile alım yapmaya başlamış, bahsi geçen aksiyon pandeminin getirdiği belirsizlik ile mücadele eden finans piyasalarını rahatlatarak sıcak fon etkisi gelişmiş ekonomileri ayakta tutmak noktasında büyük işlev görmüştü.

Bu dönemde ABD endeksleri rekor tazelerken, başta getiri ölçütü “beklenti” olan riskli varlıklar (teknoloji hisseleri, teknoloji hisselerini sepet yapmış ETF’ler, kripto paralar vb.) muazzam değer kazançları ile yatırımcılarının yüzünü güldürdü.

Ancak eş zamanlı olarak şişen FED bilançosu gölgesinde, ekonominin toparlanmaya başladığına dair ortaya çıkan veriler, FED’in 2021 ortası bu alımların miktarının azaltılacağına dair öncelikle imada bulunması sonrasında ise ‘tapering’ (varlık alımlarının azaltılması) seçeneğinin daha yüksek ses ile dillendirmesine sebep oldu.

FED’in ekonomiyi diri tutmak niyetiyle yola çıktığı bu virajlı yolda ‘tapering’ ve akabinde faiz artış (ve bilançoda daralma) kararının altını dolduracak iki önemli ölçütü olduğunu hatırlayalım; enflasyon hedefinin gerçekleşmesi ve işsizlik rakamlarının makul ölçüde iyileşmesi.

Fakat her iki verinin, 2021 yılı içerisinde hedefe paralel ilerliyor görüntüsünü veriyor olmasına karşın tedarik zinciri kaynaklı sorunlar temelinde gözlemlenen emtia fiyatlarındaki artışın arz enflasyonu yaratması, FED’in duruşunu gözden geçirmek zorunda kalması ve o güne kadar sık başvurduğu “geçici enflasyon” anlatımını 2021 son çeyreğinde terk etmesi ile sonuçlandı.

Bu bağlamda FED’in şahinleşmesinin seçenek değil bir zorunluluk olmaya başladığını hissettiğini söylememiz mümkün.

Bir süredir zaten satılmaya başlanmış olan “sıcak para akışında sona yaklaşıldığı” düşüncesini piyasaların öğütmeye başlaması, yukarıda belirtilen riskli varlıklardan (ve fonlardan) çıkışların özellikle Kasım 2021 tarihinden itibaren hızlanması ile neticelendi.

Bu varlıklarda son 1,5 yıllık süre boyunca bir histeri temelinde yaratılmış olan köpük alınırken erime Mart 2022 tarihine kadar devam etti.

Dolar endeksi ve ABD tahvil faiz oranlarındaki keskin değer kazanımları FED’in Mart ayında almış olduğu faiz artış kararının altını çizen diğer önemli göstergeler.

Özellikle kısa vadeli (2 yıl) tahvil faizlerinin enflasyon oranı için öncü gösterge niteliğinde hareket etmiş olduğunu vurgulamakta fayda var.

Pekala, Rusya-Ukrayna savaşı her geçen çeyrek dönemde yeni bir değişken kazanan büyük denklemin yeni parçası haline de gelmiş iken şu aşamadan sonra piyasaları neler bekliyor olabilir?

Bullard gibi şahin isimlere ya da çeşitli önemli yatırım bankalarının analiz masalarına dayandırılan açıklamalar temelinde, öncelikli amaç hedefin oldukça üzerinde seyreden enflasyon ile mücadele çerçevesinde FED’in faiz artışı (ve bilanço daraltma) hamlesine devam edeceği, oldukça makul ve kabul edilebilir bir senaryo.

Ancak bu noktada gözden kaçmaması gereken husus resesyon riskinin de kendisini iyiden iyiye hissettirmeye başlamış olmasıdır. Zira yine ABD tahvil faizleri referans alındığında birçok vadede getiri eğrisinin düzleşme hareketini tamamlamak üzere olduğu görülmektedir ve tarihsel veri bu hareketin yaşandığı dönemlerin yakın zamanda bir resesyon ile takip edildiğini bize gösterir.

Takip eden çeyrek dönemler arası ekonomik küçülmenin yaşandığı dönemleri de ifade eden resesyon iç talepte daralma, durgunluk, işsizlik oranlarında artış gibi dönüşler ile kendini gösterir.

Bu bağlamda FED, filmi başa sarmamak adına çok ince bir buz üzerinde yürümektedir.

Her ne kadar soluksuz artan enflasyon ile başa çıkmanın yolu faiz artışı gibi gözükse de FED’in bu en büyük sızıntıyı kapattıktan bir süre sonra havuzu dolduran kanalın başına tekrar geçmek üzere hareket etmesi de beklenebilir.

Dolayısıyla faiz artışı ve bilanço daraltma en yakın çözüm gibi gözükse de FED resesyona piyasanın fonlamayı kesmiş bir rolde girmiş olmayı ya da girmiş ise bile bu aralıkta çok oyalanmayı istemeyebilir.

Enflasyonu makul ölçüde ortadan kaldırmak üzere gerçekleştirilecek faiz artışlarının piyasa tarafından hoş karşılanmaması halinde resesyon riskini içselleştirecek kimselerin, FED aksi yönde bir hamle yapana değin, yatırım tercihlerini bilançosu güçlü, kredi borcu düşük, temettü ödeme kabiliyeti bulunan hisse senetleri, emtialar ve devlet tahvilleri ile gayrimenkul kıymetlere yöneltmesi muhtemeldir.

Kripto paraların arap saçına dönmüş bu resimde kendine hangi konumu uygun göreceğine dair ihtimallere ise bir sonraki yazıda yer vereceğiz.

Bir Cevap Yaz

cahit pekeren Hakkında

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *